Suudi rejimi kutsal minberi propaganda kürsüsüne çevirdi

Yemen Dışişleri, Suudi rejimi tarafından Mescid-i Haram minberinin Yemen karşıtı iddialar için kullanılmasını ve kutsal mekânların istismarını eleştirdi.

Yemen Dışişleri Bakanlığı, Suudi Arabistan’ın kutsal mekânları siyasi amaçlarla kullandığını öne sürerek, İslami değerlerin gerçek savunucusunun Yemen olduğunu savundu.

Bakanlık tarafından yayımlanan açıklamada, Sana yönetiminin Mekke-i Mükerreme’ye saldırdığı yönündeki iddialara tepki gösterildi. Suudi Arabistan’ın, Yemen savaşında destek toplamak ve Müslüman kamuoyunu etkilemek amacıyla bu söylemleri sürdürdüğü ifade edildi.

Açıklamada, Mescid-i Haram minberinin suçlama, iftira ve gerçeğe aykırı iddiaların dile getirildiği bir platforma dönüştürülmesinin, Kâbe’ye ve diğer İslami kutsal mekânlara yönelik ağır bir saygısızlık olduğu belirtildi. Yemen Dışişleri, Suudi rejiminin onlarca yıldır kutsal minberleri İslam dünyasındaki muhaliflerini hedef almak için kullandığını ileri sürdü.

Bakanlık, kutsal mekânların İslam dünyasının ortak hedeflerine hizmet etmek ve bölgedeki tehditlere karşı mücadele yürütmek yerine Suudi Arabistan’ın siyasi çıkarları doğrultusunda değerlendirildiğini savundu. Açıklamada, Müslüman ülkelerin Mekke ve diğer kutsal mekânlar açısından Suudi rejiminin oluşturduğu tehlikenin farkına varması çağrısı yapıldı.

Suudi Arabistan ise Suudi hava savunma sistemlerinin, Mekke-i Mükerreme hava sahasına girmeye çalıştığını iddia ettiği bir insansız hava aracını engellediğini açıklamıştı. Yemen Dışişleri Bakanlığı, bu iddianın Yemen halkına ve silahlı güçlerine karşı kamuoyu desteği oluşturma amacı taşıdığını öne sürdü.

Açıklamaya göre Riyad, Yemen cephesinde yaşanan başarısızlıkların ardından Müslüman kamuoyunu kışkırtarak Yemen’e yönelik politikalarına destek sağlamaya çalışıyor. Bakanlık ayrıca, bazı İslam ülkelerini savaşa dahil etme umuduyla Ensarullah’ın Mekke’yi tehdit ettiği yönündeki iddiaların tekrarlandığını belirtti.

Yemen Dışişleri’nin değerlendirmesinde, ABD’nin dahi Suudi Arabistan’ın savaşa ilişkin taleplerini kabul etmediği bir ortamda diğer ülkelerin de çatışmaya doğrudan müdahil olmaya istekli görünmediği ifade edildi. Açıklamada, İsrail’in Babülmendep Boğazı’ndaki gelişmelerden duyduğu endişeye rağmen, kendi iç ve dış krizleri nedeniyle yeni bir cephe açma niyetinde olmadığı yönündeki mesajlarına da dikkat çekildi.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu