Yalçın Küçük’ün Kıbrıs Gaziliği ve Çelişkili Hayatı
Yalçın Küçük’ün Kıbrıs gaziliği ve yaşamındaki çelişkiler derinlemesine inceleniyor.
Yıldıray Oğur / Serbestiyet
Kıbrıs Gazisi Yalçın Küçük’ün Yunanistan’daki Tanıklıkları
Türk bayrağına sarılı tabut, orak çekiçli Komünist Partisi bayrakları arasında taşınırken, Yalçın Küçük’ün hayatı ve geçmişi bir kez daha sorgulanmaya başlandı. Bu veda, onun hayatındaki çelişkilerin bir özeti gibiydi. 60’lar ve 70’lerdeki sosyalist duruşundan, 80’lerdeki anti-Kemalist tavrına, 90’larda PKK ideologu kimliğine ve 2000’lerdeki ulusalcı kimliğine kadar birçok farklı yüzü vardı. Herkesin kendine göre bir Yalçın Küçük tanımı vardı.
Kıbrıs gazisi olarak anılması, 2009 yılında büyük bir tartışmanın fitilini ateşlemişti. Kurtlar Vadisi dizisiyle tanınan tiyatrocu Atilla Olgaç, Kıbrıs Harekatı sırasında esir alınan Rumları öldürdüğünü iddia edince, Küçük de bu konuda tanık olarak ifade vermişti. Küçük, Olgaç’ın iddialarını yalanlayarak, savaşın doğasına ve Türk ordusunun geleneklerine aykırı olduğunu belirtti. Ancak, Kıbrıs ile ilgili anı kitabı Yunanca olarak yayımlanmış ve Türkçe’ye çevrilmemişti.
1990’ların başında, Atatürk ile ilgili eleştirileri ve PKK’ya verdiği destek nedeniyle Türkiye’den ayrılarak Paris’te siyasi sığınmacı olarak yaşamaya başlayan Küçük, Avrupa yıllarında PKK’nın desteklediği programlarda yer alıyordu. 1998’de Türkiye’ye dönmeye karar verdiğinde, bu dönüşün hapse girmek anlamına geleceğini biliyordu. Ancak, Kıbrıs Harekatı’na dair tanıklıklarını bir Yunan gazeteciye aktarmak istedi.
Yalçın Küçük, 1998’de Yunan televizyonuna verdiği röportajda, Kıbrıs Harekatı sırasında yaşadığı olayları anlatarak büyük bir yankı uyandırdı. Bu röportaj, o zamana kadar bir Türk subayından gelen ilk güçlü tanıklık olarak kaydedildi. Küçük, yıllarca sakladığı suçlamaları dile getirirken, Kıbrıslı Rumların ailelerine özür diledi ve bir askere ait yeleği teslim etti.
Röportajın ardından Türk medyasında da büyük bir tartışma başladı. Hürriyet gazetesi, Küçük’ün sözlerini “büyük ihanet” olarak nitelendirerek, onun Türk askerlerini barbarca gösterdiğini iddia etti. Ancak bu tartışmalar, Küçük’ün Kıbrıs Harekatı ile ilgili anılarını daha da derinlemesine incelemeye yöneltti.
Küçük, 1974’teki Kıbrıs Harekatı’na katıldığı dönemde, 35 yaşında ünlü bir sol entelektüeldi. Askerliğini yapmadan önce, Kıbrıs’a gönderilmesi üzerine büyük bir kaygı duyduğunu ve savaşmak istemediğini ifade etti. Ancak, bu süreçte halkı için savaşma sorumluluğunu hissettiğini de belirtti.
Küçük’ün 1998’de yayımlanan “Dalga Dalga” adlı kitabındaki anıları, Kıbrıs Harekatı sırasında yaşadığı dehşet verici olayları içeriyordu. Kitapta, savaşın getirdiği insanlık dışı durumlar ve tanık olduğu toplu infazlar gibi olaylar detaylı bir şekilde anlatılmaktaydı. Bu tanıklıklar, Yunan medyasında büyük yankı uyandırdı ve Kıbrıs’ta Türk ordusunun savaş suçları iddialarının temel referans kaynaklarından biri haline geldi.
Küçük, kitabının yayımlanmasının ardından Türkiye’ye döndüğünde tutuklandı ve hapis cezasına çarptırıldı. 2000 yılında serbest bırakıldıktan sonra bir daha Kıbrıs’tan bahsetmedi. Yalçın Küçük, yaşamı boyunca birçok çelişki barındıran bir karakter olarak anılmaya devam etti.
Sonuç olarak, Yalçın Küçük’ün Kıbrıs gaziliği ve yaşamındaki çelişkiler, onun karmaşık ve tartışmalı geçmişinin bir yansıması olarak günümüzde de tartışılmaya devam ediyor.




