Yemen’de Savaşın Eşiğinde: Gerilim Tırmanıyor

Yemen’deki çatışmalar yeniden alevleniyor. Husilerin saldırıları, savaşın eşiğine gelindiğini gösteriyor.

Husilere ait füzeler ve insansız hava araçları, Yemen’in iç bölgelerinde bulunan askeri hedeflere yönelik bir saldırı düzenledi. Bu tür bir saldırının yıllar sonra gerçekleşmesi, en az 30 hükümet askerinin hayatını kaybetmesine ve 15 kişinin yaralanmasına yol açtı. Hadramevt ve Marib’deki hükümet askeri kamplarına ve toplanma noktalarına yönelik gerçekleştirilen bu saldırılar, Husiler ile Yemen hükümeti arasındaki çatışmada önemli bir tırmanışa işaret ediyor.

Husilerin askeri sözcüsü Yahya Seri, saldırılarda çok sayıda kişinin hayatını kaybettiğini ve birçok askeri kamp ile deponun imha edildiğini belirtti. Seri, bu saldırıların, Husi güçlerinin Suudi Arabistan tarafından yapılan geniş çaplı askeri yığınağı tespit etmesinin ardından gerçekleştirildiğini öne sürdü.

Husiler ve müttefikleri, Eylül 2014’te başkent Sana’yı ele geçirmelerinin ardından sürekli bir çatışma halinde bulunuyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon ise Mart 2015’te Yemen hükümetinin yanında savaşa dahil oldu. Son yıllarda şiddetli çatışmalar azalmış olsa da, Birleşik Arap Emirlikleri’nin 2025’te Yemen’den çekilmesiyle hükümet güçleri ile bazı güneyli güçler arasında bir araya gelme süreci yaşandı. Husilerin, İran ile olan ittifakları çerçevesinde ABD ve İsrail’in bölgedeki savaşına dahil olmaları, Suudi limanlarına yönelik deniz ablukası ilan edilmesine ve Babu’l Mendeb Boğazı’nda saldırılar düzenlenmesine yol açtı.

Seri, hükümet yanlısı güçlerin saldırılara karşılık vermeye hazırlandığı bir dönemde, Husilerin her türlü askeri gelişmeye karşı yüksek alarm durumunda olduğunu ifade etti.

Marib ve Hadramevt’teki hükümet güçlerine yönelik saldırılar, Yemen’deki çatışmanın seyrinde bir dönüm noktası oluşturdu. Al Jazeera’ya konuşan analistler, ülkenin daha geniş çaplı bir savaşa doğru yaklaştığını belirtti. Sana’da yaşayan 34 yaşındaki Abdurrahman Salih, savaşın artık Yemen halkı için somut bir gerçek haline geldiğini vurguladı. Salih, “Son günlerde Sana’da defalarca patlama sesleri duyduk. Taraflar, medya aracılığıyla ölümcül saldırılarıyla övünüyor. Artık bu savaşı durdurmak için bir mucize gerektiğini düşünüyorum,” dedi.

Yemenli araştırmacı Fuad Mussed, Husilerin hükümete ait askeri kamplara yönelik son saldırılarının, grubun rakipleriyle açık bir çatışmaya girme konusunda kesin bir karar aldığını gösterdiğini ifade etti. Mussed, Husilerin hem Yemen içinde hem de dışında gerilimi artırmayı tercih ettiğini belirtti.

Yemen’deki savaş, Birleşmiş Milletler himayesinde sağlanan ateşkesten bu yana büyük ölçüde durmuş olsa da, her iki taraf da son aylarda belirleyici bir askeri muharebe arzusunu dile getirdi. International Crisis Group kıdemli analisti Ahmed Nagi, Husilerin hükümet güçlerine yönelik sınır ötesi saldırılarını artırmasının, topyekun savaş tehdidinin artık uzak bir ihtimal olmadığını gösterdiğini söyledi.

Suudi Arabistan destekli Başkanlık Liderlik Konseyi Üyesi Şeyh Osman Meceli, Husi projesinin Yemen’i ve bölgeyi tehdit etmeye devam etmesi durumunda barış, güvenlik ve istikrarın sağlanamayacağını ifade etti. Yemenli siyasi yorumcu Saddam el-Hureybi ise Husilerin hükümet askerlerine yönelik saldırısının, grubun savaş önceliğini vurguladığını belirtti.

Marib, son günlerde çatışmaların yeniden alevlenmesiyle savaşın merkezi haline gelmiş durumda. Sana Stratejik Araştırmalar Merkezinden araştırmacı Adil Daşila, Husilerin Marib’deki petrol ve doğal gaz bölgelerini hedef alan büyük bir askeri tırmanışa yöneldiğini ifade etti. Daşila, Husilerin füze kapasitesinin avantajlı olabileceğini ancak büyük bir savaş durumunda şiddetin boyutunun çok büyük olacağını belirtti.

Husiler, Yemen sınırları içindeki Suudi askeri varlığına karşı müsamaha göstermeyeceklerini ve her türlü düşmanca harekete karşı koymak için meşru hakka sahip olduklarını açıkladı. Suudi Arabistan ve Yemen hükümeti, Husilere yönelik bazı ölçülü saldırılara rağmen gerilimi düşürmeye öncelik vermeye devam ediyor. Ancak mevcut tırmanış eğiliminin sürmesi durumunda, her iki taraf üzerindeki karşılık verme baskısının artacağı öngörülüyor.

Husilerin bu durumu sınırlı bir askeri harekat olarak mı yoksa stratejide daha geniş bir değişim olarak mı değerlendireceği henüz netlik kazanmış değil. Ancak itidali sürdürmek için kalan alan giderek daralıyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu