İsrail’in Suriye’nin Güneyindeki Stratejik Hamleleri ve Mayın Temizleme Projeleri
İsrail’in Suriye’nin güneyindeki askeri hareketlilik ve mayın temizleme projeleri üzerine detaylı bir analiz.
İsrail’in Suriye’nin güneyinde gerçekleştirdiği askeri hareketlilik, son zamanlarda dikkat çekici bir hız kazanmış durumda. Bu süreç, yalnızca güvenlik endişeleri ile sınırlı kalmayıp, sınır hattının yeniden düzenlenmesi ve bölgede kalıcı bir fiili durum oluşturma çabalarını da içermektedir.
Gelişmiş askeri teknolojilerin kullanımıyla birlikte, İsrail’in sınır bölgesini uzun vadeli bir strateji doğrultusunda yeniden yapılandırma eğiliminde olduğu görülüyor. Bu durum, Suriye’deki siyasi ve askeri belirsizliklerin artmasıyla birlikte, 8 Aralık 2024’te Beşşar Esed rejiminin düşmesinin ardından hız kazandı.
Şam yönetimi, İsrail’i istikrarı tehdit etmek ve bölgede tek taraflı düzenlemeler dayatmakla suçlarken, İsrail de tahkimat projeleri ve askeri konuşlanmayı genişleterek tampon bölgedeki varlığını güçlendirmeye çalışıyor.
İsrail, teknik ve askeri açıdan aşamalı bir strateji izleyerek, modern teknolojiyi devreye sokarak Suriye sınırındaki güvenlik yapısını yeniden şekillendirmeye yönelik adımlar atıyor. Russia Today’in 29 Nisan 2026 tarihli haberine göre, İsrail, Suriye sınırı boyunca yaklaşık 3 bin dönümlük bir alanı kapsayan bir mayın temizleme programı başlattı. Üç yıl sürmesi planlanan bu projeye ek olarak, 30 milyon dolara kadar yeni finansman sağlanması durumunda kapsamın genişletilebileceği belirtiliyor.
Proje, ABD merkezli bir şirket tarafından yürütülmekte ve kara robotları, insansız hava araçları ve yapay zeka sistemleri gibi modern teknolojileri kullanmaktadır. Bu durum, sahadaki operasyonların yönetiminde niteliksel bir dönüşümü işaret ediyor. Siyasi analist Dr. Monther Al-Hawarat, yapay zeka teknolojilerinin mayın temizleme ve saha taramalarında kullanılmasının, İsrail’in sınır hattında uzun vadeli bir güvenlik altyapısı inşa ettiğini belirtiyor.
Al-Hawarat, bu teknolojilerin İsrail’e sınır ortamını yeniden şekillendirme kapasitesi kazandırdığını ve bunun da askeri hareket serbestisini artırarak tampon bölgede gelişmiş gözetim sistemleri kurulmasına olanak sağladığını ifade ediyor. Sahadaki veriler, bu adımın arazinin sivil ve ekonomik kullanıma açılması amacıyla elektronik duvarlar ve kalıcı askeri noktalar içeren bir ‘güçlendirilmiş güvenlik kuşağı’ oluşturma planının parçası olduğunu gösteriyor.
Mayın temizliği yalnızca güvenlik amaçlı bir adım olarak değerlendirilmemeli; aynı zamanda bölgenin askeri temas hattından çıkarılarak uzun vadede yönetilebilir ve kontrol edilebilir bir alana dönüştürülmesinin hazırlığı olarak görülmelidir. Sınır bölgesinde yeni gözlem noktaları ve askeri üslerin kurulması, İsrail’in yaklaşımının geçici caydırıcılığın ötesine geçtiğini ve Suriye’nin güneyindeki güvenlik durumunu yeniden şekillendirmeyi hedeflediğini ortaya koyuyor.
Hız kazanan sahadaki hareketlilik, sınırlı askeri konuşlanmadan kalıcı bir askeri yapının tesisine geçildiğini gösteriyor. Anadolu Ajansı’nın 6 Mayıs tarihli haberine göre, İsrail’in Kuneytra kırsalında 2022’de başlatılan ‘Sufa 53’ projesi devam ediyor. Proje kapsamında 8 metre genişliğinde askeri yollar açılması, 5 metre yüksekliğinde toprak setler inşa edilmesi ve ateşkes hattı boyunca gözetleme noktaları kurulması yer alıyor. Proje, Ürdün sınırındaki üçlü temas noktasına kadar uzanan birçok beldeyi kapsıyor.
İsrail’in ateşkes hattı içindeki ilerlemesinin 300 ila 1000 metre arasında değiştiği ve çalışmaların 2024 yılının sonlarında hız kazandığı ifade ediliyor. Yerel kaynaklara göre bu faaliyetler, yaklaşık 12 bin dönüm tarım arazisinin zarar görmesine, hayvancılıkta kayıplara ve su kaynaklarının olumsuz etkilenmesine yol açtı. Al-Hawarat, askeri ve mayınlı bölgelerin sivil ve ticari kullanıma uygun alanlara dönüştürülmesinin, İsrail’in hamlelerinin artık yalnızca savunma boyutuyla sınırlı olmadığını gösterdiğini vurguladı.
Al-Hawarat, yolların açılması, mayınların temizlenmesi ve altyapının hazırlanmasının, İsrail’in bölgede kalıcı bir güvenlik ve idari düzen kurmaya çalıştığını işaret ettiğini belirtiyor. Bu durumun ileride geri döndürülmesi zor yeni bir fiili gerçeklik oluşturabileceği değerlendiriliyor.
Sahadaki tırmanış, neredeyse günlük hale gelen askeri hareketlilik ile birlikte sürekli bir gerilim ortamına işaret ediyor. Söz konusu durum, önceki düzenlemelerin ötesine geçen yeni bir güvenlik durumunun kalıcı hale geleceğine dair endişeleri artırıyor. Suriye resmi haber ajansı SANA’nın 5 Mayıs tarihli haberinde, İsrail güçlerinin Kuneytra’nın güney kırsalına iki ayrı kara operasyonu düzenlediği bilgisi yer aldı. Haberde, askeri araçların Sayda el-Hanut ve Refid çevresinde hareket ettiği, bunun son aylarda tekrarlanan ihlaller zincirinin parçası olduğu ifade edildi.
Ajans ayrıca bu hareketliliğin baskınlar, aramalar, kontrol noktaları kurulması ve gözaltılarla eş zamanlı yürütüldüğünü, buna paralel olarak 2024 sonlarından bu yana hava saldırılarının da sürdüğünü aktardı. Siyasi düzlemde ise Suriye’nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi İbrahim Olabi, 29 Nisan’da düzenlenen BM Güvenlik Konseyi oturumunda, İsrail’in eylemlerinin istikrar çabalarını baltaladığını söyledi. Olabi, İsrail’i 1974 Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması’nı ihlal ederek, Suriye’nin güneyinde yeni bir fiili durum dayatmaya çalışmakla suçladı.
Al-Hawarat, Suriye’nin güneyinde güçlendirilmiş bir güvenlik bölgesi oluşturulmasının, fiilen İsrail’in savunma hatlarını mevcut sınırların ötesine, Suriye içlerine taşıması anlamına geldiğini vurguladı. İsrail’in gelişmiş gözetleme sistemleri, insansız hava araçları ve yapay zeka teknolojilerine dayanmasının, Suriye’nin güneyinde istihbarat açısından neredeyse tamamen açık hale getirecek kalıcı bir güvenlik üstünlüğü kurma hedefini yansıttığını belirtti. Al-Hawarat ayrıca, bu adımların, devletin siyasi ve güvenlik kırılganlığı yaşadığı geçiş döneminde, Suriye topraklarında tek taraflı güvenlik düzenlemeleri dayatarak ülkenin egemenliğini doğrudan ihlal ettiği konusunda uyarıda bulundu.
Kalıcı bir güvenlik kuşağının yerleşmesinin, gelecekteki herhangi bir siyasi çözümü daha da karmaşık hale getirebileceğini belirten Al-Hawarat, bunun özellikle Suriye’nin güneyi, Ürdün’ün güvenliği, İran-İsrail gerilimi ve bölgedeki güvenlik düzenlemelerinin geleceği ile bağlantılı olmasından kaynaklandığını ifade etti. Arka arkaya yaşanan gelişmeler, Suriye’nin güneyinin daha karmaşık bir döneme girdiğine işaret ediyor. İsrail’in sahadaki askeri hamleleri sürerken, bölgesel arabuluculuk ve gerilimi düşürme girişimleri de eş zamanlı devam ediyor. Bu tablo ise tampon bölgenin geleceği ve İsrail’in Suriye’nin güneyinde dayatmaya çalıştığı güvenlik düzenlemelerinin niteliği konusunda soru işaretlerini artırıyor. (Taha Emin/Fokus+)
Not: Makalede yer alan ifadeler yazara aittir, Tevhid Haber’in görüşlerini yansıtmayabilir.




