Kıyamet Günü Dağlar Nasıl Savrulacak?

Kıyamet günü dağların nasıl savrulacağı ve yerlerinin nasıl dümdüz olacağına dair açıklamalar.

Dağlar hakkında sorular sorulduğunda, “Benim Rabbim, onları darmadağın edip savuracak” diye cevap ver.

“Yerlerini bomboş, çırçıplak bırakacaktır.”

“Orada ne bir eğrilik göreceksin, ne de bir tümsek.”

O gün, kendisinden sapma imkânı olamayan çağırıcıya uyacaklar. Rahman (olan Allah)a karşı sesler kısılmıştır; artık bir hırıltıdan başka bir şey işitemezsin. (Taha: 105-108)

Peygamberimiz, kıyamet günü dağların akıbetinin ne olacağına dair sorulara, “Rabbim onları darmadağın edip savuracak” şeklinde yanıt vermiştir. Dağlar, yerlerinde kalmayacak, dümdüz bir toprak haline gelecektir. Kâfirler, bu dağların yerinden oynatılmasının imkânsız olduğunu düşünseler de, Rabbimizin kudreti her şeyin üzerindedir. O gün, dağların yerleri tamamen boş kalacak ve hiçbir eğrilik ya da tümsek kalmayacaktır.

Bu sahne, kıyametin dehşetini gözler önüne serer. O yüksek dağlar, bir anda savrulup yok olacak ve yerini düz bir ova alacaktır. Tüm engebeler ortadan kalkacak, her şey pürüzsüz bir hale gelecektir.

O gün, hiçbir eğrilik taşımayan bir elçinin çağrısına itaat edilecektir. Herkes Rahman’ın emrine boyun eğecek, sesler kısılacak ve sadece hafif hırıltılar duyulacaktır. Herkes sessizliğe bürünecek, kararın verilmesini bekleyecektir.

BASAİRUL KUR’AN

Zemahşerî, bu ayetlerle ilgili bazı temel görüşler sunmaktadır:

1. Dağların Savrulması (105. Ayet): Zemahşerî, burada geçen “soruyorlar” ifadesinin, müşriklerin kıyameti imkânsız görüp dağların akıbetini sorgulamalarına bir yanıt olduğunu belirtir. Ayette geçen “yensifuhâ” kelimesi, dağların kökünden sökülüp rüzgarda uçuşan toz zerrelerine dönüşmesi anlamına gelir ve bu, Allah’ın kudretinin bir göstergesidir.

2. Dümdüz Bir Ova: “Kā’an Safsafâ” (106. Ayet): Zemahşerî, “kā’an” kelimesini “su tutan düzlük”, “safsafâ” kelimesini ise “üzerinde hiçbir bitki ve yapının bulunmadığı pürüzsüz yer” olarak tanımlar. Dünyanın karmaşık yapısının yerini, sonsuz bir düzlüğe bırakacağını vurgular.

3. Pürüzsüzlük ve Eşitlik (107. Ayet): Zemahşerî, “ivâ” kelimesini “çukurluk/vadi”, “emt” kelimesini ise “küçük tepeler/tümsekler” olarak tanımlar. Bu ayet, yerin öyle bir düzleştirileceğini anlatır ki, hiçbir su damlası birikmeyecek ve herkesin birbirini görebileceği bir adalet zemini oluşacaktır.

4. Mutlak İtaat ve Sessizlik (108. Ayet): Zemahşerî, burada bahsedilen davetçinin, kabirlerinden kalkarak insanları mahşere çağıran İsrafil (a.s) olduğunu belirtir. İnsanlar, görünmez iplerle bağlanmış gibi bu sese yönelirler. O gün, kimse yüksek sesle konuşmaya cesaret edemeyecek, sadece fısıldamalar duyulacaktır. Bu sessizlik, Allah’ın o günki mutlak otoritesini yansıtır.

EL KEŞŞAF TEFSİRİ

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu