İsrail Oslo Anlaşmaları’nı İptal Ederse Ortaya Çıkacaklar
İsrail’in Oslo Anlaşmaları’nı iptal etmesi durumunda Filistin Yönetimi’nin karşılaşacağı olası sonuçlar ve bölgedeki yeni dengeler.
Oslo Anlaşmaları, Filistin devletinin kurulmasına zemin hazırlaması beklenen bir çerçeve olarak 1993 yılında imzalanmıştı. Ancak bu anlaşmalar, yıllardır sahada işlevini yitirmiş durumda.
Mayıs ayının başlarında, aşırı sağcı Otzma Yehudit partisi, Oslo Anlaşmaları’nın resmen iptal edilmesini öneren bir yasa tasarısı sundu. Başbakan Binyamin Netanyahu, tasarının oylamasını ertelediğini belirtse de, Filistinli analistler bu teklifin, Gazze savaşından bu yana İsrail düşüncesinde daha geniş bir değişime işaret ettiğini düşünüyor.
7 Ekim 2023 tarihinden bu yana, İsrail siyasi yapısı, Filistin devletinin reddini resmileştirmeye ve işgal altındaki Batı Şeria üzerinde kalıcı kontrol sağlamaya yönelik adımlar atıyor. Oslo Anlaşmaları, hukuki ve siyasi olarak fiili ilhakın önünde bir engel teşkil etmeye devam ediyor. Ancak bu anlaşmaların çökmesi, derin sonuçlar doğurabilir.
İsrail’in aşırı sağ partileri, Gazze savaşını Filistin siyasi manzarasını köklü bir şekilde değiştirmek için bir fırsat olarak değerlendiriyor. Tasarıyı sunan Otzma Yehudit milletvekili Limor Son Har-Melech, Oslo Anlaşmaları’nın İsrail topraklarını bir pazarlık unsuru haline getirdiğini savundu ve mevcut siyasi koşulların daha önce mümkün olmayan adımlara izin verdiğini ileri sürdü.
Batı Şeria’dan Filistinli analist Abdülmecid Süveylim, İsrail’in aşırı sağının artık Oslo’yu yalnızca söylem düzeyinde tehdit etmekle kalmayıp, işgal altındaki topraklarda yeni bir gerçeklik oluşturmaya çalıştığını belirtiyor. Süveylim, bu durumun Batı Şeria’nın büyük bölümlerinin ilhakının önündeki hukuki ve siyasi engelleri kaldırabileceğini ifade etti.
Oslo Anlaşmaları, Kudüs, mülteciler, sınırlar ve yerleşimler gibi nihai statü meselelerine ilişkin müzakerelere götürecek bir geçiş dönemi öngörüyordu. Ancak bu süreç, yıllar içinde işgal altındaki topraklarda yerleşimci nüfusun artmasıyla birlikte işlevini yitirdi. 1993’te 128 olan yerleşim yeri sayısı, 2026’da 300’ün üzerine çıkacak şekilde hızla arttı.
Son dönemde, Batı Şeria’daki yerleşim faaliyetlerinde benzeri görülmemiş bir artış yaşandı. Filistinlilere karşı düzenlenen saldırılar da artarak devam ediyor. Bu durum, Filistinlilerin, İsrail’in Oslo Anlaşmaları’nı iptal etmeden önce yıllardır içini boşalttığına dair inancını güçlendiriyor.
Oslo Anlaşmaları’nın resmi olarak çökmesi, Filistin Yönetimi için varoluşsal bir kriz anlamına gelebilir. Filistin Yönetimi, bu anlaşmalar çerçevesinde kuruldu ve siyasi, hukuki ve güvenlik yapıları hala bu anlaşmaya bağlı. Oslo’nun iptali, Batı Şeria’daki Filistin özyönetiminin temelini oluşturan çerçevenin dağılmasına yol açabilir.
Analistler, İsrail’in Oslo’dan büyük ölçüde yararlandığını, çünkü idari ve güvenlik yükünün önemli bir kısmını Filistin Yönetimi’ne devrederken topraklar üzerindeki nihai kontrolünü koruduğunu belirtiyor. Oslo’nun çöküşü, İsrail’i Batı Şeria’nın bazı bölgelerinde doğrudan sivil idareyi yeniden uygulamaya ya da Filistin Yönetimi’nin yerine ulusal siyasi otoriteden yoksun parçalı yerel yönetimler koymaya itebilir.
Filistinli liderler, son dönemde Arap ve Avrupa hükümetleriyle temaslarını artırarak İsrail’in ilhak planları ve yerleşim genişlemesine karşı uyarılarda bulunuyor. El Fetih hareketi de derin bir siyasi meydan okumayla karşı karşıya kalacak. Anlaşmanın çökmesi, El Fetih’i Filistin ulusal projesinin geleceği konusunda daha geniş bir kimlik krizine zorlayabilir.
Hamas, Oslo Anlaşmaları’na karşı çıkıyor, ancak hareket içinde de Filistin Yönetimi’nin çökmesinin Batı Şeria için ne anlama gelebileceği konusunda kaygılar var. Hamas, İsrail’in yerleşim genişlemesi ve askeri baskınlarla Oslo’yu fiilen dağıttığını belirtiyor. Hamas, Gazze savaşında ağır kayıplar vermiş olsa da, bu durumun hareketin daha geniş siyasi tutumunu değiştirmediğini savunuyor.
Oslo’nun muhtemel çöküşü, Gazze’deki ateşkes çabaları açısından da büyük sonuçlar doğurabilir. Uluslararası aktörler, Gazze’deki savaş sonrası yeniden inşa planlarını Filistin Yönetimi’nin bölgeye geri dönüşüne bağlıyor. Ancak analistlere göre, İsrail, Filistin Yönetimi’nin Gazze’ye geri dönmesini isteyip istemediği konusunda bölünmüş durumda.
Oslo Anlaşmaları’nın çökmesi, Filistin siyasi sisteminin yeniden yapılandırılması gerekliliği konusundaki tartışmaları da yeniden canlandırabilir. Filistinliler açısından, bu durum, devletleşme umutlarının aşınması ve İsrail’in ilhak söyleminin yoğunlaşması ile birlikte büyük bir krize yol açabilir. Temel soru, Oslo Anlaşmaları’nın sona ermesi durumunda nasıl bir siyasi düzenin ortaya çıkacağıdır.




