15 Temmuz Darbe Girişiminin Gerçek Hedefleri Nelerdi?
15 Temmuz 2016 darbe girişiminin arka planı ve hedefleri üzerine derinlemesine bir analiz.
15 Temmuz Darbe Girişiminin Gerçek Hedefleri Nelerdi?
15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleşen darbe girişimi, sadece Türkiye için değil, tüm İslam dünyası için planlanmış uluslararası bir saldırıydı. Bu girişim, Avrupa, ABD ve NATO’nun öncülüğünde, FETÖ terör örgütü aracılığıyla hayata geçirilmeye çalışıldı. Darbenin arka planını anlamak için, devam eden yargı süreçlerine ve ortaya çıkan belgeler ile itiraflara göz atmak yeterlidir. Tüm veriler, bu kalkışmanın NATO ve ABD destekli bir işgal planı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Darbe başarılı olsaydı, Türkiye’nin parçalanması ve fiilen işgal edilmesi söz konusu olacaktı. Klasik İngiliz stratejisi olan “böl, parçala, yönet” uygulamaya konulacaktı. Haçlı ve NeoCon ittifakı, bu kalkışma ile hedeflerine ulaşmak için önemli bir adım atmış olacaktı. Darbenin öncesinde, İngiliz hükümetinin Türkiye’de tatilde bulunan yaklaşık 50 bin vatandaşını “kurtarma” bahanesiyle askeri operasyon hazırlıkları yaptığı ortaya çıktı. Güney Kıbrıs’taki İngiliz üslerinde asker konuşlandırıldığı ve PKK’nın darbe öncesinde eylemlerini durdurup, darbenin başarılı olması durumunda doğu ve güneydoğu illerine sızma planları yaptığına dair istihbarat raporları mevcuttu. Kısacası, 15 Temmuz, sıradan bir askeri darbe girişiminden çok daha fazlasıydı; doğrudan Türkiye Cumhuriyeti’ni yok etme ve İslam coğrafyasını yeniden şekillendirme girişimiydi.
Darbe girişimi, önemli bir dönüm noktasını da beraberinde getirdi. Darbecilere açık destek veren ülkeler arasında ABD, İsrail, Avrupa ülkeleri ve bazı Arap devletleri bulunmaktaydı. Diğer tarafta ise Türk halkı, canı pahasına meydanlara çıkarak bu kalkışmaya karşı durdu. Arakan’dan Gazze’ye, Afrika’dan Asya’ya kadar pek çok mazlum Müslüman, Türk bayraklarıyla sokaklara dökülüp, darbenin başarısız olması için dua etti. Bu durum, “Müslüman’ın Müslüman’dan başka dostu yoktur” gerçeğini bir kez daha gözler önüne serdi. ABD’nin Fox TV’si darbe gecesi açıkça FETÖ’ye destek verirken, Avrupa Birliği ilk günlerde herhangi bir kınama bile yapmadı. AB Konseyi Başkanı Thorbjorn Jagland, ancak 15 gün sonra Türkiye’ye gelerek “insan hakları” uyarısında bulundu. Darbenin başarısız olmasıyla Avrupa başkentlerinde büyük bir şok yaşandı.
Şükürler olsun ki, milletimizin imanı, cesareti ve mazlumların duaları sayesinde bu ihanet püskürtüldü. FETÖ mensupları şu anda yargı önünde hesap vermektedir. Ancak darbenin yarattığı travma kısa sürede atlatılsa da bazı tartışmalar hâlâ devam etmektedir. Bu tartışmalardan biri, siyasilerin sıkça kullandığı “Demokrasi şehidi” ifadesidir. Bu tutum, 251 şehidimize atfedilen manevi değeri tersine çevirmektedir. Şehitlik, İslami bir kavramdır ve aziz şehitlerimizi seküler bir kavramla tanımlamak, onların mücadelesine haksızlık olacaktır. Onlar, vatan, millet ve din uğruna can vermişlerdir.
15 Temmuz’un asıl hedefine gelecek olursak: Recep Tayyip Erdoğan’ın şahsında Türkiye’yi teslim almaktı. Bu kanlı girişim püskürtülse de saldırılar farklı yollarla devam etmektedir. Darbecilerin büyük bir kısmının Avrupa ve ABD’ye kaçıp sığınması, arka plandaki güçleri açıkça göstermektedir. Bugün de aynı şer ittifakı, Türkiye’yi ve ümmeti zayıflatmak için farklı yöntemler denemektedir. 15 Temmuz, sadece bir darbe girişimi değil; aynı zamanda ümmetin direniş destanıdır.
Rabbim bu ümmete bir daha böyle acılar yaşatmasın. Aziz şehitlerimizi rahmetle anıyor, gazilerimize şifalar diliyoruz.
Selam ve Dua ile
NEJDET DEMİREL




