PISA başarısı için Tekin: Eğitimde vesayet kırıldı

Bakan Yusuf Tekin, PISA başarısının eğitimdeki vesayet çemberinin kırılması, müfredatın sadeleştirilmesi ve istikrarlı politikalarla geldiğini söyledi.

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, PISA 2025 sonuçlarının açıklandığı Bratislava’da gazetecilerin sorularını yanıtladı. Türkiye’nin PISA başarısının arkasındaki süreci anlatan Tekin, eğitim politikalarında kararlı ve istikrarlı bir yönetim anlayışının belirleyici olduğunu söyledi.

Tekin, 2013 yılında dershanelerle ilgili tartışmalar sırasında eğitim sisteminin ilerleyebilmesi için eğitim üzerindeki vesayet çemberinin kırılması gerektiğini savunduğunu hatırlattı. O dönemde Milli Eğitim Bakanlığına ait ders kitaplarının yeterince kullanılmadığını, çocukların yıllarca okula devam etmesine karşın dershanelerin kısa sürede her şeyi öğreteceği iddiasının öne çıktığını belirten Tekin, sistemin yalnızca sınav başarısına odaklandığını ifade etti.

Dershanelerden, uyguladıkları programları Milli Eğitim Bakanlığı müfredatıyla uyumlu hale getirmelerinin istendiğini ancak bunun gerçekleşmediğini belirten Tekin, bazı kurumların programlarının Talim ve Terbiye Kurulu tarafından onaylanmadığını söyledi. Eğitim politikasının ticari ilişkiler üzerinden şekillenmesinin kabul edilemeyeceğini vurgulayan Tekin, başlatılan mücadelenin bu vesayet anlayışını sona erdirmeyi amaçladığını kaydetti.

Özel öğretim kurslarının açacakları programları Talim ve Terbiye Kurulunun onayına sunmak zorunda bırakıldığını anlatan Tekin, bu düzenlemeyle hem eğitim içeriğinin denetlenmesinin hem de olası şikayetlerde müfettiş incelemelerinin kolaylaştığını belirtti. OECD Eğitim ve Beceri Direktörü ile gerçekleştirilen bir toplantıda, 2015 sonrasında Türkiye’de görülen yükselişin diğer ülkelere anlatılmasının istendiğini aktaran Tekin, okulların, öğretmenlerin ve Bakanlığın sistemde belirleyici hale gelmesiyle sonuçların iyileşmeye başladığını söyledi.

Müfredat yüzde 35 oranında sadeleştirildi

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında müfredatın yüzde 35 oranında azaltıldığını belirten Tekin, yoğun içerik nedeniyle öğretmenlerin konuları yetiştirmekte zorlandığını ifade etti. Haftalık ders saati sınırlı olan derslerde kitapta yer alan tüm konuların işlenemediğini, bunun da öğretmenleri konuları yüzeysel anlatmaya ittiğini söyleyen Tekin, sadeleştirme sonrasında sınıf içi etkinliklere daha fazla zaman ayrılabildiğini kaydetti.

PISA araştırmasında öğrenci ve okul örnekleminin OECD ile ortak yürütülen süreç sonucunda belirlendiğini anlatan Tekin, mesleki ve teknik liseler, imam hatip liseleri ve diğer okul türlerine ilişkin oranların OECD’ye bildirildiğini söyledi. Deprem bölgesindeki illerle sosyoekonomik açıdan dezavantajlı bölgelerde bulunan okulların da listeye dahil edildiğini belirten Tekin, okul ve öğrencilerin seçiminde Bakanlığın müdahale yetkisi bulunmadığını vurguladı. Özel okulların da genel örneklem içindeki temsil oranlarına göre araştırmaya katıldığını ifade etti.

Yükselişin 2015 sonrasında istikrar kazandığını söyledi

Eğitim ortamının iyileştirilmesi için derslik başına düşen öğrenci sayısının ortaöğretimde 12-13 seviyelerine indirildiğini belirten Tekin, okul mimarisinde de kapsamlı değişiklikler yapıldığını söyledi. Yaklaşık 660 bin sınıfta etkileşimli tahta bulunduğunu, öğretmenlerin EBA üzerinden Talim ve Terbiye Kurulu onaylı içeriklere ulaşabildiğini aktardı.

Türkiye’nin PISA performansındaki artışın ani bir sıçrama olmadığını, uzun vadeli ve kademeli bir sürecin sonucu olduğunu belirten Tekin, TIMSS verileriyle birlikte değerlendirildiğinde 2015 sonrasında istikrarlı bir yükseliş görüldüğünü söyledi. Sınava katılacak öğrencilerin OECD tarafından sınav tarihine yakın dönemde belirlendiğini ifade eden Tekin, Bakanlığın görevinin sınav güvenliğini valilikler aracılığıyla sağlamakla sınırlı olduğunu kaydetti.

Tekin, önümüzdeki dönemde ailelerin eğitim sürecine daha sağlıklı biçimde dahil edilmesini hedeflediklerini belirtti. Ailelerin okul ve öğretmen seçme ya da öğretmeni yönlendirme çabasının eğitimciler üzerindeki önemli sorunlardan biri olduğunu söyleyen Tekin, amaçlarının velilerin okulu yönetmesi değil, çocuklarının akademik gelişimi için öğretmenlerle iş birliği yapması olduğunu vurguladı.

Bu kapsamda başlatılan haftada 9 saatlik 3×3 programında akademik başarıyı destekleyen, okul ortamını güçlendiren ve doğru ebeveynlik yaklaşımını geliştiren önerilerin yer aldığını belirten Tekin, velilerin çocuklarının eğitimine ilgisinin dünya genelinde önceki döneme göre yüzde 6 azaldığı yönündeki değerlendirmeyi aktardı. Üniversite tercihlerinde de öğrencilerin kendi ilgi ve yetenekleri yerine aile ve çevre baskısıyla karar vermesinin önemli bir sorun olduğunu söyledi.

Velilerin çocuklarını mahalle baskısına göre değil, ilgi ve becerilerine uygun biçimde yönlendirmesi gerektiğini belirten Tekin, toplumsal alışkanlıkların eğitim sistemi aracılığıyla dönüştürülebileceğini ifade etti.

Ölçme ve değerlendirme sistemi yenileniyor

PISA sonuçlarıyla ulusal sınav verilerinin birebir karşılaştırılamayacağını söyleyen Tekin, farklı amaçlara ve yöntemlere sahip ölçme sistemlerinin aynı ölçütlerle değerlendirilmesinin doğru olmadığını belirtti. Türkiye’deki ölçme ve değerlendirme mekanizmasının geliştirilmesi gerektiğini ifade eden Tekin, Türkçe ile Türk Dili ve Edebiyatı derslerinde 2023 yazından itibaren okuma, yazma, konuşma ve dinleme becerilerinin birlikte ölçülmeye başlandığını söyledi. Aynı yaklaşımın yabancı dil sınavlarına da uygulandığını aktaran Tekin, sınavla öğrenci alan ortaöğretim kurumlarının sayı ve kontenjanlarının aşamalı olarak azaltılacağını kaydetti.

Eğitimde niteliğin yükselmesinin ekonomik sonuçları da bulunduğunu belirten Tekin, akademik çalışmaların eğitim kalitesindeki artışın milli geliri yüzde 2 ila 4 oranında yükseltebildiğine işaret ettiğini söyledi. OECD’nin Türkiye’nin eğitim alanındaki yaklaşık 20 yıllık dönüşümünü diğer ülkelere anlatmasını istediğini aktaran Tekin, elde edilen sonuçların kamuoyuna kendileri tarafından anlatılması gerektiğini ifade etti.

Öğrencilerin kendilerini güvende hissetme, okula aidiyet ve yalnızlık başlıklarında OECD ortalamasının altında kalmasına da değinen Tekin, araştırmanın deprem ve MESEM gibi konuların yoğun biçimde tartışıldığı bir dönemde yapıldığını söyledi. Güven duygusundaki sorunların önemli bölümünün sosyal medya ve siber zorbalıkla bağlantılı olduğunu belirten Tekin, öğrencilerin WhatsApp gruplarına alınmama veya gruplardan çıkarılma gibi durumlarla karşılaştıklarını aktardı.

Hedef OECD ülkeleri arasında kalıcı ilk 5

Bir sonraki PISA döngüsünün 2029’da yapılacağını belirten Tekin, hedeflerinin Türkiye’yi OECD ülkeleri arasında kalıcı biçimde ilk 5 içinde tutmak olduğunu söyledi. Geçmişte Türkiye’ye yöneltilen eleştirilerin müfredatın yoğunluğu ve bilgiyi beceriye dönüştüremeyen yapısı üzerinde toplandığını hatırlatan Tekin, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin bu sorunları gidermeye odaklandığını ifade etti.

Tekin, PISA 2025 sonuçlarının ardından Cumhurbaşkanı’na kapsamlı bilgi verdiğini ve Cumhurbaşkanı’nın eğitim camiasını tebrik ettiğini söyledi. Başarıda tüm eğitim çalışanlarının katkısı bulunduğunu belirten Tekin, ekip çalışmasının sonuçlarda önemli rol oynadığını ifade etti. Yeni PISA döngüsünün dört yıllık aralıklarla gerçekleştirileceğini de sözlerine ekledi.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu