Schengen Vizesi: Türk Vatandaşlarının Çileli Süreci

Türk vatandaşlarının Schengen vizesi sürecindeki zorluklar ve tarihsel arka planı ele alınıyor.

Türk vatandaşlarının, özellikle umuma mahsus/bordo pasaport sahiplerinin, Schengen Bölgesi’nde vize almasının arkasında yatan temel neden, Avrupa Birliği’nin ortak vize politikası ve Türkiye’nin henüz vize serbestisi koşullarını tam olarak karşılayamaması olarak öne çıkıyor. Günümüzde Türkiye, AB aday ülkeleri arasında vatandaşlarına Schengen vizesi zorunluluğu uygulanan tek ülke konumunda bulunuyor.

Tarihsel olarak, 1980 askerî darbesinin ardından Almanya, Türk vatandaşlarına vize zorunluluğu getirmiştir. Bu durum, diğer Avrupa ülkeleri tarafından da benimsenmiş ve Schengen Anlaşması’nın 1990’larda yürürlüğe girmesiyle birlikte ortak Avrupa vize politikasının bir parçası haline gelmiştir.

Vize Serbestisi Diyaloğundaki Tıkanıklık

2013 yılında Türkiye-AB Vize Serbestisi Diyaloğu başlamış ve Türkiye’ye 72 kriter içeren bir yol haritası sunulmuştur. Türkiye, bu kriterlerin büyük bir kısmını tamamlamış olsa da, kalan 6 kritik kriterin karşılanmaması nedeniyle süreç tamamlanamamıştır. Bu kriterler, aslında vize serbestliği vermemek için konulmuş gibi görünmektedir. Avrupa, terörle mücadele mevzuatında Türkiye’nin AB beklentilerine uyum sağlamasını talep etmekte ve kişisel veri koruma mevzuatının Avrupa standartlarına uygun olmasını istemektedir.

AB, bu kriterlerin karşılanması durumunda diyaloğu yeniden başlatmaya hazır olduğunu belirtmektedir. Vize serbestliği durumu, teknik kriterlerin yanı sıra Türkiye’nin siyasi ilişkileri, hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı ve göç yönetimi gibi konularda sıkıştırılmak için bir koz olarak kullanılmaktadır. Avrupa’nın vize uygulamasını, düzensiz göç ve iltica başvuruları endişeleriyle ilişkilendirdiği ifade edilmektedir.

Keyfiyet Göstergesi

2026 yılına gelindiğinde, vize serbestliği hâlâ sağlanmamıştır. 2025’te AB, iyi niyetli seyahat geçmişi olan Türk vatandaşlarına daha uzun süreli vizelerin verilmesini kolaylaştırma yönünde adımlar atacağını açıklamıştır. Ancak, başvuru artışları devam etmektedir. 2023 yılında 1,06 milyon, 2024’te 1,17 milyon, 2025 yılında ise başvuru oranının yüzde 8 artarak toplamda 1,3 milyon civarına ulaşması beklenmektedir. Türkiye, dünya genelinde en fazla Schengen vizesi başvurusu yapan ikinci ülke konumundadır.

Reddedilen başvurular nedeniyle Türk vatandaşları, vize başvuru ücretlerine ek olarak büyük miktarlarda para kaybetmektedir. 2025’te yaklaşık 150 milyon avro vize başvuru ücretine harcanmış, reddedilen başvurular nedeniyle 20-22 milyon avro kayba uğranmıştır. Son 15 yılda Türkiye’den yapılan yaklaşık 13 milyon işlem için ödenen toplam ücret 1 milyar avroyu bulmuştur.

Bir Öneri: Sürecin Dışişleri Bakanlığı Tarafından Yönetilmesi

Avrupa, Türk vatandaşlarına vize işkencesini, stratejik güçten ziyade kibir ve diplomasideki beceriksizlikle sürdürmektedir. Türk vatandaşlarının vize kuyruklarında bekletilmesinin nedeni, Türkiye’nin ekonomik gücünün henüz yeterli olmamasıdır. Türkiye, siyasi ve askeri alanda güçlenirken, vize konusunda da gereken adımları atmalıdır. Avrupa’nın bu tavrı, Türk vatandaşları arasında büyük bir tepki yaratmaktadır. Haksızlıklara uğradığımızı biliyoruz, ancak bu durumu değiştirmek için etkili adımlar atmalıyız.

Barış diplomasisi önemlidir, ancak bu durumun rakip aktörler tarafından istismar edilmemesi gerekmektedir. Doğru zamanda, doğru zeminlerde kriz çıkarmak, diplomasi yöntemlerinden biridir. Vakti geldiğinde Avrupa ile anlaşılır bir dilden konuşmak kaçınılmaz olacaktır. Milyonlarca vatandaşımızın ekonomik ve sağlık bilgilerini yurt dışı istihbaratlarına vermemek için alternatif çözümler geliştirilmelidir. Ülkeler, vize verme kriterlerini belirleyip Dışişleri Bakanlığı’na bildirmeli, bu sayede belgelerimizi Dışişleri Bakanlığı’na sunarak süreci hızlandırmalıyız.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu