Mekke Savunma Anlaşması Dünya Medyasında Gündem Oldu
Mekke’de imzalanan savunma anlaşması, dünya basınında geniş yankı uyandırdı. Üç ülke arasındaki işbirliği ve olası etkileri tartışılıyor.
(ANKARA) – Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında Mekke’de gerçekleştirilen imza töreniyle hayata geçirilen Mekke Ortak Savunma Anlaşması, uluslararası basında önemli bir ilgiyle karşılandı. Bu anlaşma, üç ülkeye yönelik herhangi bir silahlı saldırının, tüm taraflara yapılmış sayılmasını öngörüyor. Ancak, anlaşmanın detayları ve tarafların üstleneceği askeri yükümlülüklere dair net bilgiler verilmedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in katılımıyla imzalanan bu anlaşma, dünya genelinde dikkat çekti. İngiltere merkezli The Guardian gazetesi, bu anlaşmayı “NATO tarzı bir savunma paktı” olarak tanımlarken, Yemen’deki çatışmaların bu yeni ittifakın ilk sınavı olabileceğine dikkat çekti.
The Guardian, son dönemde Yemen’de Suudi Arabistan ile Husiler arasındaki çatışmaların yoğunlaştığını belirterek, Husilerin Aden Merkezli Yemen hükümetine yönelik saldırılarında çok sayıda askerin hayatını kaybettiğini aktardı. Gazete, Suudi Arabistan’ın Husilere karşı büyük çaplı bir askeri harekât hazırlığında olduğu yönünde değerlendirmelere yer verdi.
İngiltere merkezli Financial Times ise anlaşmayı Yemen’deki gelişmelerle ilişkilendirerek, Suudi Arabistan ile Pakistan’ın Türkiye’yi mevcut savunma işbirliğine dahil etmek için uzun süredir görüşmeler yaptığını yazdı. Gazeteye göre, bu süreç, Suudi Arabistan ile Husiler arasındaki çatışmanın tırmanmasıyla hız kazandı. Anlaşmanın, Suudi Arabistan’ın Husilere karşı daha fazla askeri faaliyette bulunmasının habercisi olabileceği ifade ediliyor.
BBC ise, anlaşmanın tarafların karşılıklı savunma sözü vermesine rağmen, ülkelerin somut yükümlülüklerinin net olmamasına dikkat çekti. Bu belirsizlik, Türkiye’nin Yemen’deki çatışmalara katılıp katılmayacağı ve Pakistan ile Hindistan arasında yeni bir çatışma çıkması durumunda Suudi Arabistan’ın nasıl bir tutum alacağı gibi soruları gündeme getirdi.
Reuters, bu anlaşmayı, İran ile müttefiklerinin Körfez ülkelerine yönelik saldırıları ve ABD’nin bölgedeki güvenlik rolüne dair belirsizliklerin arttığı bir dönemde üç önemli bölgesel gücün yakınlaşması olarak değerlendirdi. Gulf Research Center Başkanı Abdulaziz Sager, bu üç ülkenin artan belirsizlik ortamında bir araya gelmesinin, bölgesel güçlerin güvenlik konularında daha yakın işbirliği isteğini gösterdiğini ifade etti.
Suudi Arabistan merkezli Al Arabiya ise, anlaşmanın ideolojik veya mezhepsel bir hizalanma değil, pragmatik bir işbirliği olduğunu vurguladı. Suudi Arabistan Kamu Diplomasisinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Rayed Krimly, anlaşmanın kolektif savunma amacı taşıdığını, ancak yeni bir askeri blok oluşturmayı hedeflemediğini belirtti.




