PISA 2025 Sonuçları Eğitimde Eşitsizlik Tartışması
PISA 2025 sonuçları Türkiye’nin üç alandaki yükselişini gösterdi. Eğitim-İş ise sosyoekonomik farklar ve okul türleri arasındaki makasa dikkat çekti.
PISA 2025 sonuçları, Türkiye’nin fen bilimleri, okuma becerileri ve matematik alanlarında 2022’ye göre ilerleme kaydettiğini ortaya koydu. Millî Eğitim Bakanlığı, üç alandaki sıralamalarda yükseliş yaşandığını açıklarken Eğitim-İş, verilerin yalnızca puan ve sıralama üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.
OECD tarafından 15 yaş grubundaki öğrencilerin matematik, okuma becerileri ve fen bilimlerindeki performansını ölçmek amacıyla yapılan araştırmanın Türkiye verilerine göre ülke, 2025’te fen bilimlerinde 494, okuma becerilerinde 472 ve matematikte 462 puan aldı. Türkiye, fen bilimleri ve okuma becerilerinde OECD ortalamasını aşarken matematikte OECD ortalamasına ulaştı. Bakanlığın açıklamasına göre Türkiye, 2022’ye kıyasla fen bilimlerinde 15, okuma becerilerinde 18, matematikte ise 11 basamak yükseldi.
Başarı verilerinin arkasındaki eşitsizlikler
Eğitim-İş, 17 Eylül tarihli değerlendirmesinde PISA 2025 sonuçlarının sosyoekonomik koşullardan bağımsız ele alınamayacağını savundu. Sendika, genel ortalamadaki artışın dezavantajlı ve avantajlı öğrenciler arasındaki performans farklarıyla birlikte incelenmesi gerektiğine dikkat çekti.
OECD verileri de Türkiye’de öğrencilerin başarısı ile sosyoekonomik durumları arasında belirgin bir ilişki bulunduğunu gösteriyor. Buna göre sosyoekonomik açıdan en avantajlı yüzde 25’lik grup, fen bilimlerinde en dezavantajlı yüzde 25’lik gruptan ortalama 81 puan daha yüksek performans gösterdi. Ayrıca bu iki grup arasındaki fen başarısı farkının 2015-2025 döneminde genişlediği bildirildi.
Eğitim-İş’in değerlendirmesinde, ekonomik ve sosyal koşulların etkisinin özellikle matematik alanında belirginleştiği ifade edildi. Açıklamaya göre dezavantajlı öğrencilerin önemli bir bölümü temel yeterlik düzeyine ulaşmakta zorlanırken üst düzey başarı gösteren öğrencilerin daha büyük kısmı sosyoekonomik açıdan avantajlı gruplarda yer alıyor. OECD, Türkiye’de öğrencilerin yüzde 32’sinin uluslararası sosyoekonomik ölçeğin en alt çeyreğinde bulunduğunu belirtiyor.
Okul türleri arasındaki performans farkı
Sendika, PISA verileri üzerinden fen liseleri ile meslek liseleri arasındaki başarı farklılıklarına da işaret etti. Açıklamada, bu okul türlerinde öğrenim gören öğrenciler arasında matematik, fen bilimleri ve okuma becerilerinde yıllara karşılık gelen ciddi performans farkları bulunduğu belirtildi.
Eğitim-İş, öğrencilerin sınav sonuçlarına göre farklı okul türlerine yönlendirilmesinin mevcut eşitsizlikleri daha da derinleştirebileceği görüşünü dile getirdi. Sendika, başarı ölçümünün yalnızca en yüksek puan alan öğrenciler üzerinden yapılmaması gerektiğini savundu.
Araştırmanın kapsamına yönelik eleştiri
Eğitim-İş ayrıca PISA’nın yalnızca örgün eğitime devam eden 15 yaşındaki öğrencileri kapsadığını hatırlattı. Bu nedenle eğitim sistemi dışında kalan çocukların sonuçlara doğrudan yansımadığını belirten sendika, araştırmanın Türkiye’deki tüm çocukların eğitim durumunu tek başına temsil eden bir gösterge olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti.
Millî Eğitim Bakanlığı’nın verdiği bilgilere göre PISA 2025 uygulaması, Türkiye’de 14 Nisan-16 Mayıs 2025 tarihleri arasında 12 bölgedeki 56 ilde bulunan 203 okulda gerçekleştirildi. Araştırmaya toplam 7 bin 702 öğrenci katıldı.
Eğitim politikaları için çağrı
Eğitim-İş, eğitim politikalarının sosyoekonomik eşitsizlikleri azaltacak ve tüm öğrencilerin nitelikli kamusal eğitime erişimini sağlayacak biçimde oluşturulması çağrısında bulundu. Sendika, sınav merkezli okul ayrıştırması yerine öğrenciler arasında eşitliği gözeten bir eğitim yaklaşımının benimsenmesini istedi.
PISA 2025 sonuçları, Türkiye’nin üç temel alanda 2022’ye göre ilerleme sağladığını gösterirken, elde edilen verilerin yorumlanmasına ilişkin farklı yaklaşımları da gündeme taşıdı. MEB puan ve sıralamalardaki artışı öne çıkarırken Eğitim-İş, sosyoekonomik farkların, okul türleri arasındaki başarı makasının ve eğitim dışında kalan çocukların durumunun dikkate alınması gerektiğini vurguladı.




