Trump’ın Çin Ziyareti Sonrası Şaşırtan Talimatı: Hediyeleri İmha Edin

Trump’ın Çin dönüşünde verdiği ‘Hediyeleri çöpe atın’ talimatı, diplomatik ilişkilerde yeni bir krize yol açtı.

ABD Başkanı Donald Trump, 8,5 yıl aradan sonra gerçekleştirdiği Çin ziyaretinin ardından heyetine dikkat çeken bir talimat verdi. Dönüş yolculuğunda, “Hediyeleri çöpe atın” diyerek, diplomatik ilişkilerdeki güvenlik endişelerini bir kez daha gündeme getirdi. ABD basınında yer alan haberlere göre, Trump’ın bu talimatı, ziyaret sırasında yaşanan güvenlik paranoyasının bir yansıması olarak değerlendiriliyor.

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ticaret, Tayvan ve bölgesel güvenlik gibi önemli konuların ele alındığı görüşmelerin ardından, asıl kriz Air Force One uçağına binmeden önce patlak verdi. Trump, heyetine kesin bir dille müdahale ederek, “Uçağa Çin’den hiçbir şey alınmayacak. Ev sahipleri tarafından verilen tüm hediyeler, hatıra eşyaları, yaka iğneleri ve akreditasyon rozetleri havalimanındaki çöp kutularına atılacak” dedi.

İki ülke arasındaki gergin ilişkiler ve siber güvenlik kaygıları doğrultusunda, ziyarette teknolojik önlemler en üst seviyeye çıkarıldı. Heyet üyelerinin, Çin’e gitmeden önce tüm kişisel telefon, tablet ve dizüstü bilgisayarlarını ABD’de bıraktığı öğrenildi. Ziyaret boyunca, yalnızca ABD siber güvenlik birimleri tarafından özel olarak hazırlanan ve sınırlı erişime sahip temiz geçici telefonlar kullanıldı.

Diplomatik temaslar sırasında, dijital sızıntı riskine karşı iletişimin büyük ölçüde basılı belgeler üzerinden yürütüldüğü belirtildi. ABD istihbaratı, hediye edilen kalem, şarj cihazı veya elektronik aksesuarların içine yerleştirilebilecek dinleme cihazları veya veri sızdıran mikroçipler ihtimaline karşı dikkatli bir şekilde hareket etti.

Kullanılan geçici cihazların akıbeti, güvenlik protokolünün ciddiyetini gözler önüne serdi. Yetkililer, bu cihazların ABD’ye dönerken incelenmek yerine doğrudan imha edilmek üzere toplandığını bildirdi. Yıllar sonra gerçekleşen bu üst düzey temasa rağmen, hediye krizinin ve alınan olağanüstü siber önlemlerin, Washington ile Pekin arasındaki derin güvensizliği bir kez daha ortaya koyduğu ifade ediliyor. Ticaret savaşları ve teknolojik rekabetin sürdüğü bir dönemde yaşanan bu olay, küresel diplomasinin artık tamamen güvenlik endişeleri gölgesinde yürütüldüğünün en net kanıtı olarak kayıtlara geçti.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu