ABD-İran Görüşmelerinde Dört Olası Senaryo Üzerine Değerlendirme
Pakistan’da yapılması planlanan ABD-İran görüşmelerinin geleceği belirsiz. Olası senaryoları ve gelişmeleri değerlendiriyoruz.
Dünya genelinde dikkatler, Pakistan’ın başkenti İslamabad’a çevrilmiş durumda. ABD ile İran arasında yapılması planlanan ikinci tur müzakerelerin gerçekleşmesi için Pakistan, yoğun bir diplomasi trafiği yürütüyor. Eğer görüşmeler gerçekleşirse, ABD heyetine Başkan Yardımcısı JD Vance, İran heyetine ise İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf başkanlık edecek. Ancak, her iki tarafın da müzakerelere katılıp katılmayacağı henüz netlik kazanmış değil.
Bu diplomatik çabalar, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın yeni teklifini beklemek amacıyla ateşkesi süresiz uzatma kararını açıklamasıyla eş zamanlı olarak gelişiyor. Ancak sahada yaşananlar, durumu daha karmaşık hale getiriyor. ABD’nin İran’a yönelik deniz ablukası ve İran’ın Hürmüz Boğazı’nı yeniden kapatma tehdidi, gerilimi artırdı. Ayrıca, ABD’nin bir İran gemisine el koyması, deniz gerilimini zirveye taşıdı.
İslamabad’da müzakerelere yönelik hazırlıklar devam ederken, İran yönetimi “tehdit altında taviz vermeme” stratejisini izlemeye devam ediyor. Tahran, Pakistan aracılığıyla ABD’ye gönderdiği mesajda, İran heyetinin çarşamba günü İslamabad’da yapılacak görüşmelere katılmayacağını bildirdi. ABD Başkanı Trump ise salı günü yaptığı açıklamada, yaklaşık iki hafta önce ilan edilen ateşkesi süresiz olarak uzattığını duyurdu. Trump, Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda, Pakistan’ın talebi üzerine İran’a yönelik saldırıların durdurulduğunu ve İran’ın ortak bir teklif hazırlamasının beklendiğini ifade etti. Ayrıca, Başkan Yardımcısı JD Vance’in planlanan İslamabad ziyaretini ertelediği bilgisi geldi. Bu gelişmeler, ikinci tur görüşmelerin geleceğini belirsiz hale getirdi.
İran’ın yarı resmi haber ajansı Tasnim, İran müzakere heyetinin çeşitli nedenlerle görüşmelere katılmayacağını duyurdu. Uzmanlar, önümüzdeki günlerde dört farklı senaryonun öne çıkabileceğini belirtiyor. İlk senaryo, müzakerelerin hiç yapılmaması. Bu durumda, taraflardan birinin ya da her ikisinin müzakere masasına oturmayı reddetmesi söz konusu olabilir. Bu durum, tarafların pozisyonlarının çok uzak olması ve büyük tavizler vermeye yanaşmamalarıyla bağlantılı olabilir. Böyle bir durumda, diplomasi yerine yaptırımlar ve sert açıklamalar gündeme gelebilir.
İkinci senaryo, görüşmelerin yapılması ve geçici bir anlaşmaya varılması. Pakistan’ın arabuluculuk çabaları doğrultusunda, tarafların birkaç gün sürecek görüşmelere katılması ve geçici bir mutabakat sağlaması mümkün. Ancak bu senaryoda, nihai bir anlaşma değil, sadece ateşkesin uzatılmasını sağlayacak bir çerçeve oluşturulabilir. İran’ın nükleer programı ve Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol gibi konularda taraflar arasında önemli görüş ayrılıkları bulunuyor.
Üçüncü senaryo, müzakerelerin yapılması ancak ilerleme kaydedilememesi. Chatham House uzmanlarından Aniseh Bassiri Tabrizi, Washington ile Tahran arasında bir anlaşmaya varılabilmesi için tarafların pozisyonlarını değiştirmesi gerektiğini ifade ediyor. Trump yönetimi, İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını ve mevcut zenginleştirilmiş uranyum stoklarını teslim etmesini talep ediyor. Ancak İran, bu talepleri kesin bir dille reddediyor.
Dördüncü senaryo ise müzakerelerin çökmesi ve ateşkesin sona ermesi. İkinci tur görüşmeler gerçekleşse bile taraflar arasında bir anlaşma sağlanamaması ve ateşkesin sona ermesi ihtimali var. Trump, daha önce ateşkesin anlaşma olmadan sona ermesi durumunda “çok sayıda bombanın patlamaya başlayacağını” belirtmişti. İran Meclis Başkanı Kalibaf ise Trump’ı müzakere sürecini “teslimiyet masasına dönüştürmeye çalışmakla” suçladı ve İran’ın askeri olarak yeniden çatışmaya hazır olduğunu ifade etti.
Uluslararası Kriz Grubu’ndan Ali Vaiz, ikinci tur görüşmelerin önündeki en büyük engelin iki temel soruda yattığını belirtiyor. Vaiz, ABD’nin diplomasiyi güvenilir kılacak ölçüde baskıyı azaltmaya hazır olup olmadığının ve İran’ın da görüşmelerin sürmesi için bölgesel etkisini sınırlayıp sınırlamayacağının belirleyici olacağını vurguladı. Ayrıca, ateşkesin çökmesi durumunda ABD’nin İran’daki kritik altyapıyı hedef almasının bölgedeki şiddeti daha da artırabileceği konusunda uyarıda bulundu.
Kaynak: Mepa News, Al Jazeera




