BM kürsüsünden Gazze mesajı: Bu insani bir meseledir
Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM Genel Kurulu’nda Gazze’deki insanlık dramına dikkat çekerek Filistin’in tanınması ve BM reformu çağrısı yaptı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda dünya liderlerine hitap etti. Konuşmasının merkezine Gazze’de yaşanan insani krizi alan Erdoğan, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın iki yıldır Genel Kurul’a katılamamasının Filistin halkına yönelik büyük bir haksızlık olduğunu söyledi. Erdoğan, Abbas salonda bulunamasa da Türkiye’nin özgür ve egemen Filistin Devleti’nin sesi olmayı sürdüreceğini belirterek, Filistin’i henüz tanımayan ülkelere kararlarını gözden geçirme çağrısında bulundu.
Son 12 ayda 60’tan fazla çatışma ve savaşın yaşandığını belirten Erdoğan, bu dönemin son 30 yılın en kanlı süreçlerinden biri olarak kayıtlara geçtiğini ifade etti. Gazze, Ukrayna-Rusya savaşı, Myanmar, Darfur, İran ve Lübnan gibi bölgelerde yaklaşık 250 bin kişinin hayatını kaybettiğini söyleyen Erdoğan, milyonlarca insanın da yaşadığı toprakları terk etmek zorunda kaldığını kaydetti.
Erdoğan, yalnızca Gazze’de son üç yılda çoğu kadın ve çocuk 74 bin kişinin İsrail saldırılarında yaşamını yitirdiğini savundu. Bölgedeki hastanelerin yakıt sıkıntısı nedeniyle ağır koşullarda hizmet verdiğini belirten Erdoğan, jeneratörlerin yüzde 70’inden fazlasının çalışamaz durumda olduğunu aktardı.
Gazze’nin dünyanın en büyük çocuk mezarlığına dönüştüğünü ve çocuk amputasyonlarının en yüksek oranda görüldüğü bölge haline geldiğini söyleyen Erdoğan, bölgeyi çağın en ağır insanlık dramlarından biri olarak tanımladı. Batı Şeria’da yerleşimci saldırılarının arttığını, Kudüs’te Müslüman ve Hristiyanların kutsal mekânlara erişiminin engellendiğini belirten Erdoğan, 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız Filistin Devleti’nin kurulacağı günlerin geleceğini ifade etti.
Erdoğan, Gazze meselesinin kişisel bir siyasi tutum olmadığını vurgulayarak, “Bu, insani ve vicdani bir meseledir” dedi. Birleşmiş Milletler’in 81 yıl önce barış ve güvenliği korumak amacıyla kurulduğunu ancak bugün görevini yerine getiremez hale getirildiğini savunan Erdoğan, Güvenlik Konseyi’nin “Dünya 5’ten büyüktür” anlayışı doğrultusunda reforme edilmesi gerektiğini söyledi.
Görevi ve ömrü elverdiği sürece mazlumların hakkını savunacağını belirten Erdoğan, Türkiye’nin haksızlık karşısında susmayacağını ve zulme rıza göstermeyeceğini dile getirdi.
Konuşmasında bölgesel gelişmelere de değinen Erdoğan, Pakistan ve Suudi Arabistan’la kurulan savunma ittifakının bölgesel dayanışmayı güçlendirmeyi amaçladığını söyledi. Suriye’nin güvenli ve huzurlu bir ülke olma yolunda ilerlediğini belirten Erdoğan, Türkiye’nin Suriye halkının yanında durmaya devam edeceğini ifade etti. Rusya-Ukrayna savaşının Ukrayna’nın egemenliği ve toprak bütünlüğü korunarak sona ermesini istediklerini kaydeden Erdoğan, Karadeniz’de ticari gemilere yönelik saldırıların kim tarafından gerçekleştirilirse gerçekleştirilsin kabul edilemez olduğunu söyledi. Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer serbestisinin korunması gerektiğini de vurguladı.
Kıbrıs konusuna da değinen Erdoğan, uluslararası topluma Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanıma ve bu ülkeyle siyasi, diplomatik ve ekonomik ilişkiler kurma çağrısında bulundu. Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ile eşit uluslararası statüsünün tanınması gerektiğini belirten Erdoğan, Ada’daki hiçbir çözüm önerisinin bu gerçekliği göz ardı ederek sonuç vermeyeceğini ifade etti.
Türkiye’nin savunma sanayisi, dirençli ekonomisi ve stratejik konumu sayesinde çatışmaların ortasında bir istikrar adası olmayı sürdürdüğünü söyleyen Erdoğan, Türkiye’nin Avrupa güvenlik mimarisinin dışında bırakıldığı bir Avrupa’nın daha güçlü ve güvenli olamayacağını savundu. Avrupa Birliği ile ilişkilerin bu stratejik anlayışla şekillendirildiğini belirten Erdoğan, temmuz ayında düzenlenen NATO Ankara Zirvesi’nin ortak güvenlik iradesinin göstergesi olduğunu kaydetti.
Erdoğan, uluslararası sistemin yeniden yapılandırılması için beş temel ilkeye ihtiyaç olduğunu söyledi. Buna göre uluslararası hukuk güçlü ve zayıf ülkelere farklı uygulanmamalı, krizlerin çözümünde bölgesel sahiplenmeden yararlanılmalı, açık diplomasi ve işbirliği güçlendirilmeli, gelir adaletsizliğini azaltacak politikalar geliştirilmeli ve teknoloji insan merkezli bir anlayışla yönetilmeli.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile görüşen Erdoğan, Gazze’de İsrail’in barış istemediğinin bir kez daha görüldüğünü, Batı Şeria’daki yerleşimci saldırıları ile Kudüs’teki kutsal mekânlara yönelik müdahalelerin iki devletli çözüm zeminini daha da zayıflattığını söyledi. Görüşmede İran ve Ukrayna’daki gerilimin düşürülmesi, Hürmüz Boğazı’nda bölge ülkelerinin öncülüğünde çözüm aranması ve Kıbrıs Türk halkının statüsü gibi başlıklar da ele alındı.
Erdoğan, İngiltere Başbakanı Andy Burnham ile yaptığı görüşmede savunma sanayisi ve ticaret başta olmak üzere ikili ilişkilerin geliştirilmesi gerektiğini belirtti. Japonya Başbakanı Takaiçi Sanae ile görüşmesinde ise enerji, altyapı ve savunma sanayisi alanlarındaki işbirliğinin önemine dikkat çekti. Cumhurbaşkanı ayrıca Katar, Senegal, Polonya ve Bangladeş liderleriyle ayrı görüşmeler gerçekleştirdi.
Erdoğan, Bloomberg için kaleme aldığı makalede de BM Güvenlik Konseyi’ndeki veto yetkisinin kaldırılması gerektiğini savundu. Salgınlar, enerji krizleri, tedarik zincirlerindeki kopmalar ve bölgesel savaşların, dünya meselelerinin birkaç ülkenin kararına bırakılamayacağını gösterdiğini belirten Erdoğan, Güvenlik Konseyi’nin hâlâ İkinci Dünya Savaşı sonrasının güç dengelerini yansıttığını ifade etti.
“Dünya 5’ten büyüktür” çağrısının daha adil ve geniş bir sorumluluk anlayışına işaret ettiğini belirten Erdoğan, reformun yalnızca yeni daimi üyeler eklenmesiyle sınırlı kalamayacağını söyledi. Genel Kurul’un yetkilerinin güçlendirilmesini, Güvenlik Konseyi üyelerinin belirli sürelerle ve dönüşümlü olarak seçilmesini öneren Erdoğan, karar alma mekanizmasının daha temsilî ve hesap verebilir hale getirilmesi gerektiğini kaydetti.
Savaşlar, iklim krizi, düzensiz göç ve ekonomik kırılganlıkların devletlerin güçlü kurumlara ve dayanıklı ekonomilere sahip olmasının önemini artırdığını belirten Erdoğan, gelişmekte olan ülkelerin kalkınma hakkının ve finansmana erişiminin güvence altına alınması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin diplomatik kapasitesi ve farklı bölgelerle kurduğu ilişkiler sayesinde daha adil bir uluslararası düzen arayışında sorumluluk üstlenmeyi sürdüreceğini ifade etti.
BM Genel Kurulu kapsamında düzenlenen bir etkinliğe katılan Emine Erdoğan ise çocukların dijital dünyada korunması gerektiğini vurguladı. Dijital tehditlerle yalnızca ebeveyn denetimi veya ekran süresi sınırlamasıyla mücadele edilemeyeceğini belirten Emine Erdoğan, çocuk güvenliğinin yalnızca ailelerin değil, tüm toplumun ortak sorumluluğu olduğunu söyledi.
Güvenliğin dijital sistemlere sonradan eklenen bir özellik değil, tasarımın temel unsuru olması gerektiğini belirten Emine Erdoğan, teknoloji şirketlerinin küresel faaliyetleri karşısında ülkelerin tek başına getirdiği düzenlemelerin yeterli olmayacağını ifade etti. Bu nedenle Birleşmiş Milletler çatısı altında çocukları koruyacak ortak küresel standartlar oluşturulması çağrısında bulundu.




