Hatay Sörf Merkezi: Dalgalarla yeni ufuklara yelken açıyor
Hatay Sörf Merkezi, deprem sonrası çocukları denizle buluştururken sörfü eğitim, çocuk hakları ve yerel kalkınmayla birleştiren bir modele dönüştürüyor.
Spor, kentlerin dayanıklılığını güçlendiren ve toplumsal iyileşmeye katkı sunan etkili araçlardan biri olarak öne çıkıyor. 6 Şubat depremlerinin ardından çocuklar ve gençler için güvenli, umut veren alanlar oluşturmak amacıyla kurulan Hatay Sörf Merkezi de bu yaklaşımı sörf eğitiminin ötesine taşıyor. Merkez; çocuk hakları, eğitim, çevre bilinci, gönüllülük ve yerel kalkınmayı bir araya getiren sürdürülebilir bir sosyal etki modeli üzerinde çalışıyor.
Hatay Sörf Merkezi Kurucu Ortağı Deniz Toprak, Türkiye’de İş Dünyası dergisine yaptığı açıklamada, Milli Eğitim Bakanlığı iş birliğiyle yürütülen “Deniz Dostu Okullar” projesiyle denizi yalnızca spor yapılan bir alan olmaktan çıkardıklarını belirtti. Toprak, denizin çocukların dayanıklılığını, özgüvenini ve geleceğe dair bağını güçlendiren bir öğrenme ortamına dönüştürüldüğünü ifade etti.
Çocuklara güvenli ve umut veren alan
Toprak’a göre Hatay Sörf Merkezi, yalnızca deprem sonrasında ortaya çıkan bir dayanışma girişimi değil, çocukların denizle güvenli ve kalıcı bir ilişki kurmasını hedefleyen uzun vadeli bir sosyal gelişim projesi. Samandağ’da çocukların kendilerini güvende hissedebileceği ve yaşamla bağlarını yeniden kurabileceği alanlara ihtiyaç duyulduğunu belirten Toprak, merkezin bu ihtiyaçtan doğduğunu söyledi.
Samandağ’da denizin yaşamın doğal bir parçası olmasına rağmen güvenlik kaygıları nedeniyle birçok çocuğun denizle sağlıklı bir bağ kuramadığını aktaran Toprak, çalışmalarının temelindeki soruyu şöyle açıkladı: “Deniz, çocuklar için korkulan bir yer olmaktan çıkıp güvenle öğrenilen bir alana dönüşebilir mi?”
Sörfle gelişen yaşam becerileri
Merkezdeki çalışmaların yalnızca sörf öğretmekle sınırlı olmadığını vurgulayan Toprak, çocuk hakları, güvenli alan, çevre eğitimi, gönüllülük ve liderlik programlarının da aynı yapı içinde yürütüldüğünü kaydetti. Ona göre sörf, dalga, rüzgâr ve akıntı gibi kontrol edilemeyen koşullar karşısında kişinin kendi kararlarını ve dayanıklılığını geliştirmesini sağlıyor.
Sörf deneyiminin problem çözme, risk yönetimi, ekip çalışması, özgüven ve liderlik gibi becerileri desteklediğini belirten Toprak, çocukların alışık oldukları ortamın dışına çıkarak yeni koşullara uyum sağlamayı öğrendiğini dile getirdi. Merkezin hedefinin yalnızca sporcular yetiştirmek olmadığını söyleyen Toprak, bir çocuğun güçlenmesinin ailesine ve yaşadığı mahalleye de yansıdığını ifade etti. Ona göre en önemli sonuç, çocukların kendilerine inanarak “Ben de yapabilirim” diyebilmesi.
Deniz Dostu Okullar modeli
Milli Eğitim Bakanlığı ile imzalanan Deniz Dostu Okullar Protokolü kapsamında geliştirilen model, kıyıyı okulun doğal öğrenme alanlarından biri haline getirmeyi amaçlıyor. Toprak, projenin merkezine denizi değil çocuğu koyan bir eğitim anlayışına dayandığını belirterek bu çalışmayı şimdiye kadar yürüttüğü en anlamlı projelerden biri olarak nitelendirdi.
Denizdeki öğrenme sürecinin rekabetten çok iş birliği, güven ve doğayla uyum gerektirdiğini ifade eden Toprak, çocukların birbirlerine destek olmayı, sorumluluk almayı ve riskleri birlikte yönetmeyi deneyimlediğini söyledi. Çocukların fikirlerinin değer gördüğü ve kendilerini güvende hissettiği okulların hem akademik başarıya hem de sosyal gelişime katkı sunduğunu dile getirdi.
Hatay’da geliştirilen modelin farklı kentlere taşınması hedefleniyor. Kıyıların yalnızca turizm alanı olarak görülmemesi gerektiğini belirten Toprak, bu bölgelerin çocukların doğayla bağ kurabileceği önemli kamusal alanlar olduğunu söyledi. Modelin kamu kurumları, yerel yönetimler, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının uzun vadeli iş birliğiyle farklı şehirlerin ihtiyaçlarına göre uyarlanabileceğini kaydeden Toprak, önümüzdeki dönemde yaklaşımı çeşitli kıyı kentlerinde yaygınlaştırmayı amaçladıklarını açıkladı.



