Numan Kurtulmuş’tan Terörsüz Türkiye mesajı
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Terörsüz Türkiye sürecinde Meclis’in izleyeceği üç başlığı açıkladı; hukuk, denetim ve uzlaşı vurgusu yaptı.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Terörsüz Türkiye sürecinin yeni aşamasında Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne üç temel sorumluluk düştüğünü söyledi. Kurtulmuş, Meclis’in kurulacak İzleme Komisyonu aracılığıyla kanunun uygulanmasını takip edeceğini, güvenlik kurumlarının tespitleri ile yürütmenin dosya bazındaki kararlarını hukuk çerçevesinde denetleyeceğini ve ihtiyaç halinde yeni yasal düzenlemeler için uzlaşı arayacağını belirtti.
Kurtulmuş, Ortadoğu Araştırmaları Merkezi’nin Ortadoğu Analiz Dergisi için verdiği röportajda Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedeflerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sürecin yalnızca güvenlik başlığıyla sınırlı olmadığını ifade eden Kurtulmuş, çalışmaların milli iradenin ve Meclis denetiminin açık biçimde devrede olduğu bir anlayışla yürütüldüğünü kaydetti.
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun farklı siyasi görüşleri ve toplumsal kesimleri aynı zeminde buluşturduğunu aktaran Kurtulmuş, toplantılarda tüm görüş, öneri ve çekincelerin kayda geçirildiğini söyledi. Komisyon raporu ile ardından kabul edilen yasal düzenlemenin, toplumdaki güçlü beklentinin parlamenter iradeye yansıması olduğunu ifade etti.
Bu sürecin önceki girişimlerden farklı olarak Meclis’teki partilerin büyük bölümünü her aşamada sürece dahil ettiğini belirten Kurtulmuş, böylece siyasi sahiplenmenin güçlendiğini vurguladı. Meclis çalışmalarının, rapor hazırlama sürecinin ve yasanın kabulünün parlamentonun demokratik etkisini gösterdiğini dile getiren Kurtulmuş, çözüm için dışarıdan bir “üçüncü göz”e ihtiyaç duyulmadan milli imkanlardan yararlanıldığını söyledi.
Meclis’in yeni aşamadaki üç sorumluluğu
Numan Kurtulmuş, yeni dönemde Meclis’in öncelikle kanunun uygulanmasını kurulacak İzleme Komisyonu üzerinden takip edeceğini belirtti. İkinci sorumluluğun, terör örgütünün feshi ve silahsızlanmasına ilişkin güvenlik kurumlarınca yapılacak tespitler ile yürütmenin kararlarını hukuk ölçüleri içinde izlemek olduğunu söyledi.
Üçüncü başlığın ise ihtiyaç duyulması halinde yeni yasal düzenlemeleri siyasi uzlaşı temelinde ele almak olduğunu aktaran Kurtulmuş, kanunun sürecin önünü açtığını, kalıcı sonucun ise adil uygulama, yargı güvencesi ve siyasi nezaketle sağlanabileceğini ifade etti. Meclis’in görevinin, Türklerin gururu ile Kürtlerin onurunu ortak hukuk içinde güvence altına alan bir düzeni kurumsallaştırmak olduğunu kaydetti.
Terörsüz bölge hedefi
Terörsüz Türkiye hedefinin bölgesel bir huzur vizyonuyla birlikte ele alınması gerektiğini belirten Kurtulmuş, Ortadoğu’nun mezhepçi ve etnik ayrışmalar üzerinden parçalanmaya çalışıldığını söyledi. Gazze’de yaşananlar ve bölge ülkelerine yönelik saldırıların Türkiye’nin birlik ve beraberliğini güçlendirmesinin önemini artırdığını ifade etti.
Kurtulmuş’a göre bölgesel istikrar için öncelikle devlet dışı silahlı yapıların meşru siyasi aktör olarak görülmesine son verilmesi gerekiyor. Irak, İran, Suriye ve Lübnan’ın egemenliği, toprak bütünlüğü ve vatandaşların eşitliği ortak ilke olarak korunmalı; sınır güvenliği, istihbarat paylaşımı ve yasa dışı finansmanla mücadelede kalıcı iş birliği sağlanmalı.
Siyasi katılımın genişletilmesi ve farklı toplumsal kimliklerin anayasal düzen içinde güvence altına alınması gerektiğini belirten Kurtulmuş, güvenlik politikalarının ekonomik ve sosyal adımlarla tamamlanması çağrısı yaptı. Ticaret yolları, enerji hatları, su kaynakları, göç yönetimi ve yeniden imarın rekabet alanı olmaktan çıkarılarak ortak çıkarlara bağlanması gerektiğini dile getirdi.
“Türkiye modeli” vurgusu
Türkiye modelinin dışarıdan alınmış hazır bir reçete olmadığını söyleyen Kurtulmuş, bu yaklaşımın ülkenin tarihi birikimi, anayasal düzeni ve toplumsal vicdanından doğduğunu ifade etti. Modelin temel unsurlarını siyasi kararlılık, çok partili sahiplenme, açık müzakere, doğrulanabilir silahsızlanma, hukuki belirlilik, yargı güvencesi ve parlamenter denetim olarak sıraladı.
Kurtulmuş, şehit yakınları ile gazilerin hassasiyetleri gözetilirken çatışmalarda evlatlarını kaybeden annelerin acılarının da dikkate alınması gerektiğini belirtti. Silah bırakmanın tek başına nihai hedef olmadığını kaydeden Kurtulmuş, asıl amacın siyasetin silahların gölgesinden kurtarılması ve yurttaşların taleplerinin demokratik kanallarda karşılık bulması olduğunu söyledi.
Suriye ve Irak için Türkiye’deki sürecin doğrudan kopyalanamayacağını ifade eden Kurtulmuş, bu ülkelerin kendi tarihsel ve toplumsal koşullarına uygun çözümler geliştirmesi gerektiğini belirtti. Aktarılabilecek unsurun yöntem olduğunu söyleyen Kurtulmuş; silahlı yapıların tasfiyesinin doğrulanması, siyasi katılımın meşru kurumlara taşınması ve farklı kimliklerin eşit vatandaşlık anlayışı içinde korunması gerektiğini vurguladı.
Sürecin önündeki kritik eşikler
Terörsüz Türkiye hedefinin kalıcı hale gelmesi için ilk olarak örgütün tüm unsurlarıyla feshedildiğinin ve silahların tamamen devre dışı bırakıldığının yetkili güvenlik birimlerince açık biçimde tespit edilmesi gerektiğini belirten Kurtulmuş, kanuni sürecin bu tespit yapılmadan ilerlemeyeceğini söyledi.
İkinci kritik başlığın şeffaf uygulama olduğunu ifade eden Kurtulmuş, Takip ve Değerlendirme Kurulu’nun Meclis’i düzenli bilgilendirmesinin, geniş siyasi temsile dayalı bir izleme komisyonunun oluşturulmasının ve kamuoyunun doğru bilgiye erişmesinin güveni güçlendireceğini kaydetti.
Kurtulmuş, silahların bırakılmasının yanı sıra ayrımcı ve ayrıştırıcı siyasi dilin de terk edilmesi gerektiğini söyledi. Provokasyon, sabotaj ve dezenformasyon ihtimaline karşı hukuka bağlılık, kurumsal hazırlık ve kardeşliği esas alan bir siyasi dilin önem taşıdığını belirtti.
Son aşamanın barış ve huzurun günlük yaşamda hissedilmesi olduğunu ifade eden Kurtulmuş, gençlerin eğitim, teknoloji, sanat ve üretim imkanlarına erişmesi, bölgesel eşitsizliklerin azaltılması ve istihdamın kalıcı biçimde artırılması gerektiğini söyledi. Böyle bir düzenin kurulması halinde kazanımların kalıcılaşacağını dile getirdi.
“En önemli miras siyasi kültürün devamlılığı”
Terörsüz Türkiye sürecinin başarıya ulaşması halinde, yaklaşık yarım asır boyunca can ve kaynak kaybına yol açan terörün hukuk ve demokratik siyaset yoluyla tasfiye edilmiş olacağını belirten Kurtulmuş, asıl mirasın devlet aklı ile millet vicdanının aynı yönde buluşması olduğunu söyledi.
Türkiye’nin terörle mücadeleye ayırdığı kaynakları eğitim, yüksek teknoloji, üretim, sosyal refah ve bölgesel kalkınmaya yöneltebileceğini ifade eden Kurtulmuş, bölgede düzenlenen çeşitli etkinliklerin dönüşümün günlük hayattaki yansımalarını gösterdiğini kaydetti.
Kurtulmuş, en önemli beklentisinin farklılıkları düşmanlığa dönüştürmeden yönetebilen siyasi kültürün sürdürülmesi olduğunu belirtti. Cumhuriyet’in ikinci yüzyılının kardeşliği yalnızca bir temenni olmaktan çıkarıp kurumlar, adalet ve eşit vatandaşlık temelinde güvence altına alan bir dönem olması gerektiğini ifade etti.




